Anti-TPO, tiroid hormonlarının (T3 ve T4) üretimi için gerekli olan ve tiroglobulin üzerindeki tirozinlerin iyodinasyonunu sağlayan tiroid peroksidaz enzimine karşı gelişir. Anti-Tg ise tiroid hormonlarının depolandığı ana protein olan tiroglobuline karşı oluşur. Bu nedenle her iki antikor da tiroid bezine karşı gelişen otoimmün sürecin önemli göstergeleridir.
Bu testler her bireyde rutin olarak yapılmaz. Ancak bazı klinik durumlarda oldukça değerli bilgiler sağlar. Özellikle hipotiroidi veya hipertiroidi saptanan hastalarda, hastalığın otoimmün kökenli olup olmadığını anlamak için sıklıkla kullanılır. Subklinik hipotiroidi dediğimiz, TSH yüksek ancak tiroid hormonlarının normal olduğu durumlarda ise antikor pozitifliği, ileride kalıcı hipotiroidi gelişme riskini öngörmeye yardımcı olur.
Gebelik planlayan kadınlarda, infertilite veya tekrarlayan düşük öyküsü olanlarda ve Tip 1 diyabet gibi otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde de bu testlerin değerlendirilmesi önemlidir. Bunun yanı sıra amiodaron, lityum veya interferon gibi tiroid fonksiyonlarını etkileyebilecek ilaçlar başlanmadan önce risk değerlendirmesi amacıyla da istenebilir.
Tiroid kanseri nedeniyle ameliyat olmuş hastalarda Anti-Tg testi ayrı bir öneme sahiptir. Takipte kullanılan tiroglobulin (Tg) düzeylerinin doğru yorumlanabilmesi için Anti-Tg varlığı mutlaka bilinmelidir. Çünkü bu antikorlar Tg ölçümünü olduğundan düşük gösterebilir. Bu nedenle klinik pratikte Tg ile birlikte Anti-Tg’nin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Başarılı bir tedavi sonrasında bu antikorların zamanla azalması beklenir; kalıcı yüksekliği veya yeniden yükselmesi hastalığın tekrarlaması açısından uyarıcı olabilir.
Bu antikorların kanda yüksek (pozitif) bulunması genellikle otoimmün tiroid hastalığını düşündürür. Özellikle Hashimoto tiroiditinde çok yüksek oranlarda, Graves hastalığında ise önemli bir kısmında pozitiflik saptanır. Subklinik hipotiroidisi olan hastalarda yüksek antikor düzeyleri, hastalığın ilerleme riskinin daha fazla olduğunu gösterir. Negatif olması otoimmün hastalık ihtimalini azaltır; ancak nadiren sadece Anti-Tg pozitifliği ile seyreden durumlar da görülebilir.
Tanı konulduktan sonra bu testlerin sürekli tekrar edilmesi çoğu zaman gerekli değildir. Özellikle Hashimoto ve hipotiroidi takibinde tiroid fonksiyonlarını değerlendirmek için daha çok TSH ve hormon düzeyleri kullanılır. Ancak tiroid kanseri takibinde Anti-Tg ölçümü vazgeçilmezdir. Ayrıca gebelikte saptanan antikor pozitifliği, doğum sonrası gelişebilecek postpartum tiroidit açısından da yol gösterici olabilir.
Sonuç olarak Anti-TPO ve Anti-Tg testleri, her hastada rutin olarak istenmesi gereken testler değildir; ancak doğru hastada ve doğru zamanda kullanıldığında, hem tanı koymada hem de hastalığın seyrini öngörmede önemli katkı sağlar.
Sonuç olarak
Anti-TPO ve Anti-Tg testleri:
- Herkese rutin yapılması gereken testler değildir
- Doğru hastada bakıldığında çok değerli bilgiler verir
Özellikle:
- Otoimmün tiroid hastalıklarının tanısında
- Hastalığın seyrini öngörmede
- Tiroid kanseri takibinde
önemli rol oynar
Kısa Özet
“Anti-TPO ve Anti-Tg, bağışıklık sisteminin tiroid bezine karşı oluşturduğu yanıtı gösteren testlerdir ve doğru klinik durumda kullanıldığında tanı ve takip açısından büyük değer taşır.”










delphine
26 Nisan 2026I had a blood test, tsh 5.55 t4 0.84 anti tpo 148 result. anti tg seems absent. We will get a needle thyroid film, what do I have?
delfin
26 Nisan 2026kan testi yaptırdım tsh 5.55 t4 0.84 anti tpo 148 çıktı. anti tg sanki yok. iğneli tiroit filmi çektircez neyim var acaba.